T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 832
İtiraz No :
- K A R A R -
Kurulumuz Başkanlığına yapılan;
1-
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı adına Genel Sekreter Faruk BAL
ve Genel Başkan Yardımcısı Ercüment KONUKMAN imzasını taşıyan 01.10.2003
tarihli şikayet dilekçesinde; Demokratik Halk
Partisinin (DEHAP); Resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu, yargı kararı
ile belirlenen fiilleri sonucu yaptığı teşkilatlanma ile ilgili bildirimlerle
03 Kasım 2002 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimlerine girme hakkını
kazanan partiler içerisine alınmasını sağladığı, bu suretle seçmenin
yanıltıldığını ileri sürerek, oluşan tam kanunsuzluk hali sebebiyle SEÇİMLERİN
İPTALİ ile YENİDEN YAPILMASINA,
2-
İşçi Partisi Genel Başkanlığı vekilleri ve bir kısım İl Başkanlıkları
tarafından verilen 30.09.2003 ve 02.10.2003 tarihli istem – başvuru
dilekçelerinde; Mevcut seçim sisteminin özellikle yüksek baraj nedeniyle
temsilde adalet ve yönetimde istikrar sağlayacak nitelikleri taşımadığını,
Demokratik Halk Partisinin sahtecilik suretiyle seçimlere katıldığını, bu
nedenlerle seçimlerin tümüyle iptalinin gerektirdiğini öne sürerek, ülke
genelinde seçimlerin yenilenmesine,
3-
Liberal Demokrat Parti Genel Başkanlığınca verilen 01.10.2003 tarihli
dilekçede; Demokratik Halk Partisinin sahtecilik yapmak suretiyle müşterek oy
pusulasında yer almasının, seçmenin iradesinin özgürce oluşmasını engellediği,
seçimin tümüyle geçersiz sayılması gerektiği, iddia olunarak seçimlerin tekrarlanmasına,
4-
Saadet Partisi adına Genel Başkan Yardımcısı Ahmet SÜNNETÇİOĞLU tarafından
verilen 01.10.2003 tarihli dilekçede; Anayasanın 79. maddesinde yer alan
dürüstlük ilkesine aykırı biçimde seçimlere katıldığı, kesinleşen yargı kararı
ile belirlenen Demokratik Halk Partisinin iştiraki ile yapılan seçimlerin
geçersiz olduğu, aynı madde gereğince Yüksek Seçim Kurulunun bu durumu
düzeltmesi gerektiği ileri sürülerek 03 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel
seçimlerin iptaline,
5-
Genç Parti Genel Başkanlığı adına Genel Başkan Cem Cengiz UZAN ile Genel
Sekreter Mehmet Ali AKGÜL ve aynı partinin bir kısım İl Başkanlıklarınca
yapılan 01.10.2003 tarihli başvurularda; Kesinleşen Mahkeme kararıyla
Demokratik Halk Partisinin sahtecilik sonucu müşterek oy pusulasında yer
aldığının belgelendiğinden, 2839 sayılı Kanunun 39. maddesi gereğince
seçimlerin yenilenmesine,
6-
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Nevruz SINACI 01.10.2003
tarihli olağanüstü itiraz dilekçesinde Demokratik Halk Partisinin (DEHAP)
seçimlere sahtecilikle iştirakinin Yargıtay onama kararı ile sabit olduğu,
bunun da tam kanunsuzluk, adaletsizlik ve hukuksuzluk oluşturduğu ileri
sürülerek, 03 Kasım 2002 seçimlerinin yok sayılmasına,
7-
Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet AĞAR imzası ile verilen 30.09.2003
kaydiye tarihli şikayet
ve itiraz konulu dilekçede;
Demokratik Halk Partisinin seçime
katılma ehliyetinin bulunmadığının, sonradan kesinleşen mahkeme kararı ile
sabit olduğu, 03 Kasım 2002 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimi
sonuçlarına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu kararlarının mutlak – kesin, maddi hata
ve tam kanunsuzluk sebebiyle kaldırılması, anılan partiye verilen oyların
geçersiz sayılarak geçerli oyların yeniden hesaplanıp değerlendirilmesi,
sonucuna göre de Doğru Yol Partisinin ülke barajını geçtiğinin kabul ve ilanı;
seçilen Doğru Yol Partili milletvekili adaylarına tutanaklarının verilmesi,
mukabili milletvekillerinin tutanaklarının iptaline,
8-
Doğru Yol Partisinden 03 Kasım 2003 seçimlerine Milletvekili adayı olarak
katılan Mehmet ERDAL, Metin MUSAOĞLU, Tanju GÜVENDİREN, M. Sabri GÜNER, Ömer
BARUTÇU, Orhan KEÇELİ, Nuri ALAGÖZ, H. Ufuk SÖYLEMEZ, Zekeriya ER, Uğur Esat
AKGÖL, Enis SÜLUN, Musa KONYAR, Nevfel ŞAHİN, Yahya
ÇEVİK, Mustafa ODABAŞI, Ali Şevki EREK, Turhan GÜVEN, Mehmet SAĞLAM, Saffet
KAYA, İlyas YILMAZYILDIZ, Sedat BUCAK, Necmettin DEDE, Kamer GENÇ, Fadıl ÜNVER,
Mümtaz YAVUZ, Mehmet YALÇINKAYA, Eyüp AŞIK, Ferit BORA, Bahattin
ŞEKER, M. Salim ENSARİOĞLU, Faris ÖZDEMİR, Fikret EREN, Suha
TANIK, Emin Nedim ÖZTÜRK, Paşa KURŞUNLUOĞLU, Halit DAĞLI, Halil Can YEŞİLADA ve
Salih ÇELEN 01.10.2003 tarihli şikayet dilekçelerinde;
Parti Başkanları tarafından yapılan başvuru kapsamını tekrarlayarak, maddi hata
ve tam kanunsuzluk sonucu seçime katılmasına karar verilen Demokratik Halk
Partisine verilen oyların geçersiz
sayılmasını, bakiye oyların değerlendirilmesi sonucu oluşacak baraj hesabına
göre Doğru Yol Partisinin ülke barajını aştığının kabulünü ve kendilerinin
milletvekili seçilmiş olduğunun tespiti ile mazbatalarının verilmesine,
9-
Verdikleri dilekçelerle şahısları adına başvuruda bulunan İ. Turgut
BURAKREİS, Kalender KILIÇ, Ahmet MEKİK, Erol ÖZGÜNEŞ, Mehmet YILDIZ, Ali Rıza
DEVECİ, İbrahim TAŞTAN, Metin KESKİN, Abdulbaki YAZICIOĞLU, Nusret
ÇAKIROĞLU, İpek TURAN ve 17 arkadaşı, Aynur KARAİPEK, Sema SÜTÇÜ, Gülbahar
SORKU, Fikri ÖZENCİ, İnci CANTAMER, Şemsettin AYDIN, Şahin ULUÇAY, Halil
GÜNKAYA, M. Ali CANDAN, Zafer İNCE, Tuğrul TOL, Kerim KÜÇÜKKAYALAR, Erkan
ESENAR, Eda KOCATAŞ, Zehra ÖKSÜZ, Fatma YILDIZ, Nuri ÇOMAK, Naim POTOĞLU, Aylin
DİKER, Zeynep KORKMAZ, Murat OĞUZ, Muammer KARAİBİŞ, Tarık TAVLIOĞLU, Ahmet
ÇALIŞ, Tülay İŞCİL, Hasan ERDEM, K. Yeşilay CANGİL, İlyas ASLAN, Ali YILMAZ, A.
İhsan ÇAĞLASIN, Ali UYGUNER, Eşref GÜLER, Dursun ULUTAŞ, Seyit ÇELİK, Ç. Egemen
DAĞTEKİN, Ö. Faruk HOCAOĞLU, Yusuf ERKOÇ, Salih ERDOĞAN, Ümit MAKAL, Mustafa
TANIŞ, Ali OLTU, Rıza GÜNÖNÜ, Aykut ERDER, Süleyman AYAŞ, Sinan ER, Hilmi
ASARKAYA, Üstün KARAOĞUZ, İbrahim TINAZ, Abdi KARTAL, İbrahim KAYA, Vahap BURULDAY, Zaid BUDAK,
Burhan BOĞATEKİN, Sıddık BUDAN, Tunca AYKUT, Behlül KAYA, Ömer CAN, Hakan VARDAR, Sevinç ÖZER, Orhan
ÇAKMAK, Salih UYAR, Seçkin UYAR, Selahattin YAZICI, Mustafa PİŞKİN, Yeter
ERSEZEN, Ercan ÇAY, Süleyman KINAY, Nuri YORULMAZ, Servet SAZ, Faize SAKAR,
Hanife DALKIRAN, Hediye ŞENCAN, Adil PAYDAŞ, M. Sabit UZUNEL, Serhat SİNİM,
Çağdaş ÜNZAL, Behice KURT, Hanife DALKIRAN, S. E.
EĞİLMEZBAŞ, Reşat KARACA, Şahan
GÜLTEKİN, Coşkun ÖZER, Mustafa ALACAOĞLU,
Emre
CANDOĞAN, Ayhan İNAN, Nizamettin TAMER, Recai YAŞAR, Gülsen YAŞAR, Ali YILMAZ,
Fatma PEKGÖZLÜ, Serpil YALBUĞ, Hacer KARATEPELİGİL,
Birsen GÜVEN, Necla DEMİR, Meryem SÖZTANCI, Duygu ESER, Hamiyet ZİYALAN,
Yasemin AKGÜN, Nurcan ÖZDEMİR, Gülseren
GEN, Ferhat BABÜR, Fatma ATMACA, Meral DAĞ, Aykut AÇIKGÖZ, Yağmur YILMAZ,
Gülten ÇELİK, Köksal SELÇİK, Cengiz KARTAL,
Süphan BAĞUTUR, Esin SAYIM,
Etem SAYIM,
Ekrem TOKGÖZ, Şahin KARATAŞ, Ahmet DİLEK,
Ömer ASLAN,
Barış ERGÜN, Bünyamin AYDIN, Cemal
MİNGO, Fuat ÇETİNER, Kadir ÇELİK, Hakan ASLAN, Elif USLU, Güner YİĞİTBAŞI, Dilen ZENGİN, Eşref DİNAR, Nezir YALSIZ,
Halil KARATAŞ, Bilal KARATEL, İzzetin TEZMEL, Muzaffer ÇULHA, İzzettin
ÇULHA, Kazım AKKURT, Hayrettin YILDIZ, Ali SÜRÜCÜ, Ömer KARATAŞ, Ahmet
KARATAŞ, Erkem AKAY, Ahmet DOĞAN, Nafi AYKAÇ, Burhan
MONAK, Osman AL, Filiz DENİZCİ, Gülüzar KAYIŞ, Muhsin
TÜTER, Cemal AYHAN, Ali YÜKSEKKAYA, Tansu UZUN, Erdal KURTUL, Arzu ŞİMŞEK,
İrfan KAN, Cem ÖZCAN, Mine YILMAZ, Yaşar AKAY, M. Fikri KOCAKÖSE, Demir YILDIZ,
Osman IŞIK, Talat İNCİ, Fethi KIZILSU ve Ergun POYRAZ
isimli şahıslar; Genelde Demokratik Halk Partisinin seçimlere sahtecilikle girdiğini, bu partiye müşterek pusulada yer
verilmese idi, ona yakın bir parti için oy kullanacaklarını, bu bakımdan
iradelerinin istedikleri doğrultuda yansımadığı ileri sürülerek seçimlerin
yenilenmesi gerektiğini bildirmişler, bir kısım şahıslarda Demokratik Halk
Partisinin oylarının geçersiz sayılmasını ve milletvekili dağılımının kalan
geçerli oylar nazara alınarak yeniden belirlenmesine,
Karar verilmesini istemişlerdir.
10-
Kurulumuza dilekçe ile başvuran yüz civarındaki şahısda;
Demokratik Halk Partisinin seçimlere katılmasında yasaya aykırılık olmadığını,
bu partiye verilen iki milyon oyun geçersiz sayılmasının mümkün bulunmadığını
ileri sürerek gerek seçimlerin tümden iptali ve gerekse ülke barajının yeniden
belirlenmesi yolundaki istemlerin reddini talep etmiştir.
Kurulumuzca; verilmiş kararlara ve
seçim neticelerine bir itirazı içermeyen, onuncu sırada yazılı olanlar hariç,
tüm başvurular, ekleri, sunulan örnek kararlar ve konu ile ilgili bilgi ve
belgeler incelendi;
GEREĞİ
GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yukarıda dilekçeleri özetlenen bir kısım yurttaşlar
ile bazı partililer ve siyasi partilerin yetkilileri veya vekilleri; Demokratik
Halk Partisinin, 03 Kasım 2002 Pazar günü yapılan Milletvekili Genel Seçimine
katılabilme koşullarını taşımadığı halde evrakta sahtecilik yapmak suretiyle
seçime girdiğini, bu olgunun sonradan mahkeme kararı ile belirlendiği, bu
nedenle; İtiraz eden bazı siyasi parti yetkilileri 03 Kasım 2002 Pazar günü
yapılan Milletvekili Genel Seçimi sonuçlarının geçersiz olduğunu ileri sürerek,
seçimin iptali ile yeniden seçim yapılmasını, Doğru Yol Partisi ve yetkilileri
ise anılan partinin seçimde aldığı ve geçerli sayılan bir milyon dokuzyüz altmışbin altıyüz altmış oyun geçersiz sayılarak siyasi partilerin
ülke genelinde aldığı oy yüzdesinin yeniden hesap edilip partilerinin yüzde on
barajını aştığı kabul edilerek Milletvekili tahsisini talep etmişlerdir.
Anayasamız, siyasi partileri Demokratik siyasi hayatın
vazgeçilmez unsuru olarak kabul etmiştir. Siyasi Partiler Kanunu da; Siyasi
partilerin kurulmaları üye kayıtları ve özellikle seçime katılabilmeleri
hususuna ayrı bir önem vermiştir. Nitekim 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun 10. maddesi ile; Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına her siyasi parti için bir sicil dosyası tutmasını, bu sicil
dosyasında; siyasi partilerin merkez organları ile, teşkilat kurdukları, il,
ilçe ve beldeleri, bunların organlarında görev alanların adları, soyadları,
doğum yer ve tarihleri, meslek veya sanatları ile ikametgahlarını gösterir
onaylı listelerin bulunmasını bu bilgi ve belgeleri siyasi parti
yöneticilerinin doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına vermelerini, ayrıca
sicil dosyasının sağlıklı tutulması ve denetimi sağlamak için aynı Kanunun 33.
maddesi de aynı bilgi ve belgeleri resmi yoldan Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına ve İçişleri Bakanlığına iletilmek üzere mahallin en büyük mülki
amirliğine on beş günlük süre içinde vermeleri yükümlülüğünü getirmiştir.
Görüldüğü üzere, Siyasi Partiler
Kanunu’nun her iki maddesi de; siyasi partilerin kurulmaları ve
teşkilatlanmalarıyla ilgili her türlü bilgi ve belgelerin Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının tutması gereken sicil dosyasında toplanmasını emretmiştir.
Bu bağlamda, Yüksek Seçim Kurulunun
siyasi partilerin kurulmaları ve teşkilatlanmalarıyla ilgili araştırma yapma
veya bilgi ve belge toplama gibi kanuni bir görevinin bulunmayıp, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca tutulan siyasi partilere ait sicil dosyalarındaki bilgi ve
belgeleri doğru, geçerli kabul etmek suretiyle seçime katılmaya hak kazanan
siyasi partileri bu bilgiler doğrultusunda tespit ve ilan etmek zorundadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Milletvekili Genel
Seçiminin yenilenmesine ve seçimin 03 Kasım 2002 Pazar günü yapılmasına,
31.07.2002 tarihli birleşiminde karar alması üzerine; 298 sayılı Kanunun 14/11.
bendine göre, Yüksek Seçim Kurulunca; “Seçime
katılabilecek siyasi partileri tespit ve seçimin başlangıç tarihinden on gün,
seçimin yenilenmesi halinde, yenileme kararının ilanından sonraki beş gün
içinde ilan etmek.” hükmü gereği; 01 Ağustos 2002 gün ve 3295 sayılı yazı
ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından siyasi partilerin teşkilatlanma
konumları sorulmuş, Başsavcılıkça aynı gün ve 2002/213 sayılı cevabi yazı ile
tüm siyasi partilerin teşkilatları ve Demokratik Halk Partisinin 63 ilde
teşkilat kurduğu bilgisi verilmiştir.
Yüksek
Seçim Kurulu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından gelen siyasi partilerin
teşkilatlanmaları ile ilgili bilgi ve belgeleri esas alarak 298 sayılı
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 14/11.
maddesine göre 22 siyasi partinin, illerin en az yarısında oy verme gününden en
az altı ay önce teşkilatlarını kurduklarını belirlemiş, yine aynı Kanun
gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’ndan Türkiye Büyük Millet
Meclisinde grubu bulunan partiler sorulmuş, alınan cevabi yazı gereğince
teşkilatı bulunmadığı halde Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunmasından
dolayı bir siyasi partinin seçime girmeye hak kazandığını tespit etmiş ve
böylece 23 siyasi partinin XXII. Dönem Milletvekili Genel Seçimine girmeye hak
kazandığı hususunda 411 sayılı kesin kararını almış, 05.08.2002 gününde Resmi
Gazete ve televizyonlarda ilan etmiştir.
İlan
edilen bu karara karşı süresinde herhangi bir itiraz ve şikayet
olmamıştır.
Kesinleşen
bu kararla; seçime girmeye hak kazanan siyasi partilerle, seçim süresince
karşılıklı yazışmalarla seçim iş ve işlemleri adeta birlikte yürütülmüş, bir
gün önce yapılan seçim işi bir sonraki günü hazırlamış bir sonraki seçim iş ve
işlemi bir önceki günün işlemini tamamlamıştır. Bazı siyasi partilerimiz
önseçimle adaylarını belirlerken bazıları merkez yoklaması ile tespit ederek
Yüksek Seçim Kuruluna bildirmişler. Bu adayların geçici ve kesin ilanları
yapılarak, siyasi partilerin birleşik oy pusulalarındaki yerleri 2839 sayılı
Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 26. maddesi gereğince, kur’a ile saptanmış ve
kesin karara bağlanıp ilan edilmiştir. 25 Eylül 2002 günü birleşik oy
pusulalarının basımına geçilip uzak illere dağıtımına, daha önemlisi de 02 Ekim
2002 gününde gümrük kapılarında oy verme işlemlerine başlanmıştır. Bu tarihten
beş gün sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 06.10.2002 gün ve 540 sayılı
yazısı ile Yüksek Seçim Kuruluna başvurarak 27.09.2002 tarihli Milliyet
Gazetesinde Demokratik Halk Partisinin seçimlere katılma yeterliliğinin
bulunmadığına ilişkin bir haberin yer alması üzerine araştırma yaptığını söz
konusu partinin kanunun öngördüğü anlamda sadece Siirt, İzmir, İstanbul, Hakkari, Ankara ve Adıyaman’da teşkilatlarının mevcut
olduğu, başka illerde teşkilatının bulunmadığının belirlendiğini, elde edilen
bu bilgiler nazara alınarak, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 36. ve 298
sayılı Kanunun 14/11. maddeleri yönünden kararımızın yeniden
değerlendirilmesini istemiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının sonradan gönderdiği
yazı ve eki bilgi ve belgeler ile 298 sayılı Kanunun 118. maddesi “İşlemlere, tedbirlere ve kararlara karşı
yapılan şikayet ve itirazlar, oy vermeye ve her türlü
seçim işlerinin devamına engel olmaz.” hükmü dikkate alınarak Yüksek Seçim
Kurulunca 780 sayılı kurul kararında kanuni açıklamalar yapılmış ve sonuç
olarak; Kurulumuzca adı geçen siyasi partinin seçime girebileceğine ilişkin
kesin nitelikteki kararının kaldırılmasını gerektirecek hukuken geçerli somut
bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
istemi yerinde görülmeyerek başvuru kesin olarak reddedilmiştir.
Bir siyasi partinin, seçimlere
katılabilme şartları mevcut kanuni düzenleme ve ilgili kurumlarla yapılan
yazışma sonunda ne şekilde gerçekleştiği izahından sonra; Yapılan şikayet ve itirazların Anayasa ve seçim kanunları kapsamında
değerlendirilmesine gelince;
Adli, idari ve askeri yargı
mercilerinin tabi oldukları usul kuralları kendileri ile ilgili genel usul
yasalarında düzenlenmiştir. Anayasanın 67. ve 79. maddelerine göre kurulmuş,
idari ve kazai görev ve yetkileri bulunan Yüksek
Seçim Kurulu ve diğer seçim kurullarının uygulayacakları usul kuralları ise,
anılan Anayasa maddeleri çerçevesinde çıkarılmış olan 298 sayılı Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili
Seçimi Kanunu ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve
İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunda gösterilmiştir.
Türk seçim sistemine ilişkin genel
esas ve ilkeler, 1961 Anayasa’sında olduğu gibi 1982 Anayasasında da yer almış
olup; 1982 Anayasası’nın 67. maddesi ikinci fıkrasında; seçimler ve
halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm
esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılır demek suretiyle
seçimlerin yargının genel yönetim ve denetimi altında yapılmasının anayasal bir
kural olmasına özen göstermiş, 79. maddesinde bu konuya daha fazla açıklık
getirerek aynı ilkeyi vurgulamış, ilaveten Yüksek Seçim Kurulunu seçimi yapacak
ve yaptıracak, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konuları ile ilgili
bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve
kesin karara bağlama gibi seçimlerin yargısal denetimini de sağlayan anayasal
bir organ konumuna getirmiştir. Ayrıca her iki madde; konunun kanunla
düzenlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bundan da anlaşılan Anayasa koyucu
genel bir çerçeve çizmiş, seçim düzeninin nasıl oluşturulacağı hususunu kanun
koyucuya bırakmıştır.
Bunlardan 298
sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun; İsminden
de anlaşılacağı üzere, düzenlediği hükümler itibari ile seçim hukuku için diğer
genel yargı usul yasalarındaki gibi kendine has USUL hükümlerini ihtiva
etmektedir.
Kanun koyucu,
Anayasa’nın 79. maddesinde yer alan tümcelerle belirlenen ilkeleri esas alarak
kabul ettiği bu kanunla seçim sürecini ayrı bölümler halinde düzenlemiştir.
BİRİNCİ, İKİNCİ VE
ÜÇÜNCÜ BÖLÜMLERDE; Hangi seçimlerin kanunun kapsamına girdiğini, seçimi yapacak
ve yaptıracak olan yargı mensuplarından oluşan kurulların teşekkülünü ve SEÇİM
ÖNCESİ hazırlıklarını,
DÖRDÜNCÜ BÖLÜMDE;
OY VERME GÜNÜ yapılacak olan seçim iş ve işlemlerini,
BEŞİNCİ bölüm;
SEÇİM SONRASI iş ve işlemlerini düzenlemiş ve bu bölümde oy döküm ve sayımından
SONRA,
Seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarında
birleştirilmesi,
İl seçim kurullarında birleştirme olarak ifade
edilmiş, bu suretle seçim iş ve işlemlerinin de somut olarak bittiği
belirtilmiştir.
ALTINCI bölüm ise;
itiraz, şikayet ve sürelere ilişkin bulunmaktadır.
Seçimlerin
başlamasından, seçim süresince ve seçim sonuçlarının birleştirme tutanaklarına
aktarılıp ilan edilmesine kadar her safhasında kurulların KESİN OLMAYAN
kararlarına karşı SÜRESİNDE, seçme yeterliğine sahip yurttaşlar, siyasi parti
başkanları veya vekilleri, müşahitler, adaylar ile milletvekillerinin itiraz
edebilecekleri açıkça belirtilmiş olup, ayrıca yapılan bu itiraz ve şikayetin konusu olan SEÇİM SONUCUNA TESİR EDECEK OLAYLARA
KARŞI kanunun 130/6. bendinde, aynen Seçilme yeterliğine veya kendilerine
tutanak verilenlerin, seçilmediğine veya SEÇİMİN SONUCUNA TESİR EDECEK OLAYLARA
KARŞI, seçilenlere verilecek tutanağın düzenlenmesinden sonraki üçüncü
gün saat 17.00’ye kadar süre tanınmış, altıncı bendin ikinci fıkrasında ise
yine SEÇİMİN SONUCU HAKKINDA yedi günlük Olağanüstü bir itiraz süresi
öngörülmüştür.
Yukarıdan beri açıklanan sebeplerle
netice olarak:
1-
Anayasa ve seçim yasaları gereğince seçimlerin başlamasından bitimine kadar
seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve
yaptırma, bu süreç içerisinde seçim iş ve işlemlerine yönelik her türlü şikayet ve itirazları son merci olarak karara bağlamakla
görevli ve yetkili Kurulumuz bu görevlerini ifa ederek XXII. Dönem Milletvekili
Genel Seçimini sonuçlandırmış; böylece: Seçim sürecindeki seçim öncesi, seçim
günü ve seçim sonrası işlemleri nihayet bulmuş, bundan sonra yapılacak her
türlü itiraz ve şikayet sürelerinin geçmiş olmasına,
2-
Yapılan itiraz, olağanüstü itiraz ve şikayetlerin
02.08.2002 gün ve 411 sayılı kararımızın iptaline ilişkin olup; Anayasa’nın
79/2. fıkrasında ve seçim yasalarımızda; Yüksek Seçim Kurulunun kararlarının
KESİN olduğu, bu kararlara karşı başka bir mercie ve Kanun yoluna
başvurulamayacağının açıkça belirtilmiş olmasına göre,
İtiraz ve şikayetlerin
Reddine karar verilmek gerekmiştir.
S
O N U Ç:
Yukarıda izah edilen nedenlerle;
Kararın başlangıç kısmında adları
yazılı siyasi partiler, milletvekili adayları ile özel ve tüzel kişiler
tarafından yapılan şikayet, itiraz ve olağanüstü
itirazların SÜRE ve KESİNLİK yönünden
reddine,
04.10.2003 tarihinde oyçokluğu ile
karar verildi.
- AYRIŞIK OY -
T.C. Anayasasının 79. maddesi ile seçimlerin
başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile
ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma görevi Yüksek Seçim Kuruluna
verildikten sonra seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili
bütün yolsuzlukların, şikayet ve itirazların da adı geçen
kurul tarafından incelenip, kesin olarak karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı maddede yer alan “Yüksek Seçim
Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir”
hükmü uyarınca, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri
Hakkında Kanunda da bu görev ve yetki Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir.
Anayasa ve anılan yasada tam
kanunsuzluk halleri tek tek sayılmamış, 298 sayılı
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 130.
maddesinde; adayın Türk olmadığına, yaşının kanunda gösterilenden küçük
olduğuna, okur-yazar olmadığına ve seçilme yeterliliğini kaybettiren bir mahkumiyeti bulunduğuna ilişkin iddiaların her zaman
incelenebileceği öngörüldükten sonra Anayasanın 67. maddesinde seçimler ve
halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve
döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı
belirtilmiştir. Gerek yasada yer alan seçilme yeterliliği ile ilgili tam
kanunsuzluk halleri gerekse Anayasada belirtilen seçim esaslarına aykırılık
durumları dışında benzeri tam kanunsuzluk hallerine ilişkin ihbar ve
itirazların, seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra dahi, T.C. Anayasasının
79. maddesinin verdiği görev ve yetkiye dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunca
incelenebileceği kurulun istikrar kazanmış kararları ile kabul edilmiş
bulunmaktadır.
Bu duruma göre; seçim esasları ile
seçimin dürüstlüğünü sakatlayacak tam kanunsuzluk hallerinin tümünün önceden
belirlenip, Anayasa ve yasada sınırlı olarak sayılmasının olanaksızlığı
karşısında, Yüksek Seçim Kurulunun önüne gelen her şikayet
ve itirazda, şikayet ve itiraz konusu olayı değerlendirmesi ve seçim
sonuçlarına tesir edecek bir kanunsuzluk hali olup olmadığını saptaması
gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasanın 79.
maddesinde yer alan amir hükümle herhangi bir zaman sınırlaması öngörülmeden
seçimden sonra dahi seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları inceleme ve
kesin karara bağlama görevinin Yüksek Seçim Kuruluna verilmesi ve buna koşut
olarak 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında
Kanun’da itiraz ve şikayet müesseselerinin ayrı ayrı düzenlenip, itirazlar için belirli süreler
öngörülmüşken şikayetlerin belirli bir süreye bağlı tutulmaması nedeniyle seçim
konularıyla ilgili bütün yolsuzluk iddialarının seçim sürecinin başlangıç ve
bitiş tarihlerine bağlı olmaksızın kurul tarafından incelenip, karara
bağlanması gerekmektedir. Esasen seçim iş ve işlemleri ile ilgili
yolsuzlukların ve sahtekarlıkların kısa sürede ortaya
çıkması ve kanıtlanması da çoğu zaman mümkün bulunmamaktadır. Ancak, Anayasal
ve yasal bir sınırlama öngörülmediği halde, şikayetleri
inceleme ve karara bağlama süresinin
sınırsız olduğunun kabul
edilemeyeceği de tartışmasızdır.
Burada
gelecek seçime kadar olan dönem makul süre olarak düşünülebilir ise de, bu
dönem sona erdikten sonra dahi seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzluklara
ilişkin şikayetlerin incelenip, bir tespit kararı
verilmesi zorunlu bulunmaktadır. Böyle bir tespit halinde fiili imkansızlık hali, bilanço ve idari istikrar ilkesi ve
kazanılmış haklar gibi hususlar artık kararın infazı aşamasında
tartışılabilecektir. Aksi düşünce seçim yolsuzluklarının seçim hukuku açısından
yaptırımsız kalması sonucunu doğurur ki, bu durumda hukuken kabul edilemez.
2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun 36. maddesinde, siyasi partilerin seçimlere katılabilmeleri için
illerin en az yarısında, oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilatlarını
kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olmaları veya Türkiye Büyük Millet
Meclisinde gruplarının bulunmasının şart olduğu belirtilmiş, aynı kanunun 14.
maddesinin 11. fıkrası uyarınca, her seçim döneminin başlangıcında olduğu gibi
XXII. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin başlangıç döneminde de Yüksek Seçim
Kurulunun 01.08.2002 günlü, 3295 sayılı yazısı ile seçime katılabilecek siyasi
partilerin tespiti amacıyla büyük kongrelerini yapmış siyasi partilerin
teşkilatlanma durumu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmuş, gelen
01.08.2002 günlü, SP.Sicil: 2002/213 sayılı cevap
yazısı sonucu 63 ilde teşkilatlanmasını tamamladığı belirtilen Demokratik Halk
Partisinin de diğer partiler ile birlikte seçime katılabileceği Yüksek Seçim
Kurulunun 02.08.2002 günlü, 411 sayılı kararı ile ilan edilmiştir.
Bilahare Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 06.10.2002 günlü, SP.Sicil: 2002/540
sayılı yazısı ile Demokratik Halk Partisinin 63 ilde teşkilatının bulunduğunu
beyan ettiğinin, parti sicilinin de bu bildirime göre tutulduğunun, Emniyet
Genel Müdürlüğünce yapılan araştırmada ise partinin 22 ilde teşkilatının
bulunduğunun anlaşıldığını belirterek yaptığı başvuru üzerine; Yüksek Seçim
Kurulunun 15.10.2002 günlü, 780 sayılı kararıyla; siyasi partilerin
teşkilatlanmaları ile ilgili olarak araştırma yapma veya bilgi ve belge toplama
gibi bir işlevi olmayan Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca tutulan siyasi partilere ait sicil dosyasındaki bilgi ve
belgelere itibar ederek her türlü seçim işlerini yürütmeye mecbur olduğu,
nitekim bildirilen bu bilgi ve belgelere göre seçime katılacak siyasi
partilerin ilan edildiği, siyasi parti sicillerinin hem Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına hem de mahalli mülki amirliklere yapılan bildirimler incelenerek
gerçeğe uygunluğu belirlenmek suretiyle tutulması gerektiği, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 1999 yılı genel seçimlerine katılma yeterliliği
kabul edilen, 30.09.2001 tarihinde 2. Olağan büyük kongresini yapan ve
Başsavcılıkça tutulan sicil dosyasında 63 ilde teşkilatlandığı bilgisine yer
verilen Demokratik Halk Partisinin bildiriminin gerçeğe uygun olmadığı
yolundaki başvurusunu kesin kanıtlara dayandırmadığı, ilk bildirimin aksinin
somut bilgi ve belgelerle kanıtlanmadığı gerekçesiyle Demokratik Halk Partisi
ile ilgili istem reddedilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
bildirimi üzerine seçimden sonra Anayasa Mahkemesince genel başkan olmadığı
belirtilen bir parti genel başkanının ismine mevcut maddi ve hukuki duruma göre
zorunlu olarak oy pusulasında yer verilmesi olayında olduğu gibi, yine
Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının ilk bildiriminin aksini
kanıtlayan, her türlü kuşkudan uzak kanıt sunulmaması nedeniyle Demokratik Halk
Partisine de oy pusulasında yer verilmiş ve bilahare Yargıtay 6. Ceza
Dairesinin 29.09.2003 günlü, E:2003/6243, K:2003/5880 sayılı kararı ile onanan
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2003 günlü, E:2003/64, K:2003/32 sayılı
kararı ile Demokratik Halk Partisinin seçime katılmak için gereken örgütlenme
koşulunu taşımadığı yolundaki kanıt ortaya çıkmış ve seçimden sonra ortaya
çıkan bu hukuki olgu karşısında da konunun yeniden incelenip karara bağlanması
zorunluluk haline gelmiştir.
Bilindiği üzere, demokratik rejimin
işleyişi hür seçimlere dayanmaktadır. Partiler ve bağımsız adaylar arasında
hür, serbest, dürüst ve eşit koşullarda gerçekleştirilmeyen seçimlere
demokratik seçim demek mümkün değildir. Öte yandan, seçmen yeterliliğine haiz
her vatandaşın oyunu kullanmak suretiyle ülke idaresine katılması demokrasinin
temel şartıdır. Bu şartın gerçekleşmesi de vatandaşın iradesinin emniyetli ve
dürüst bir seçim ortamında oy sandığına yansımasına bağlıdır.
Anayasanın 138. maddesinde
bağlayıcılığı vurgulanan mahkeme kararı ile oy pusulasında isminin yer almaması
ve seçimlere katılmaması gerektiği ortaya çıkan Demokratik Halk Partisinin
seçimlere katılması dürüst seçim ilkesini zedeleyip, seçmenin yanıltılmasına
sebep olduğu gibi, seçim sonuçlarını mutlak olarak etkilemiş ve bu haliyle Yasa
ve Anayasada öngörülmeyen bir tam kanunsuzluk hali ortaya çıkmıştır. Nitekim, Yüksek Seçim Kurulu geçmişte çeşitli nedenlerle
yasallığına gölge düşen bazı seçimlerin iptaline karar vermiştir.
Özetlenen maddi ve hukuki durum
karşısında, mahkeme kararıyla kanıtlanan ve seçimden sonra ortaya çıkan tam
kanunsuzluktan ötürü bu yoldaki başvuruların kabulü ile XXII. Dönem
Milletvekili Genel Seçiminin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle
çoğunluk kararına katılmıyorum.
- ESAS HAKKINDA GÖRÜŞ -
Benimde içinde yeraldığım
çoğunluğun kabul edip benimsediği siyasi partiler, milletvekili adayları ile
özel ve tüzel kişiler tarafından yapılan itiraz, şikayet
ve olağanüstü itirazların tümünün süre ve kesinlik yönünden reddedilmesi ile
ilgili usule ilişkin kararda, oybirliğinin olmaması ve karşı düşünce serdeden
Sayın Başkanvekili Ahmet Hamdi ÜNLÜ’nün muhalefetinin
de esasa ilişkin bulunması karşısında esas bakımından da görüşlerimi içeren bir
dizi açıklamada bulunma gereğini duyuyorum.
Şöyle ki;
Demokratik Halk Partisine verilen oyların geçersiz
sayılması hukuki tartışmayı gerektirmeyecek kadar kanuna aykırıdır.
Bu bağlamda seçimlerin yenilenmesinden; ancak ve
ancak yapılan usulsüzlüğün seçmenler düzeyinde olması halinde söz edilebilir. Sözkonusu davada seçmenler düzeyinde bir usulsüzlük
saptanmamıştır. Bu durumda Demokratik Halk Partisine, usulüne uygun olarak
verilen bir milyon dokuzyüz altmışbin
altıyüz altmış oy hala geçerliliğini korumakta ve
hukuksal sonuç doğuracak, kesinleşip ilan edilen geçersiz oylar içinde mütalaa
edilemeyecek, bir belge niteliğini taşımaktadır.
Ayrıca; adaylar veya partiler düzeyindeki usulsüzlük
de, seçimlerin iptali sonucunu doğurmaz. Ancak bu usulsüzlük sonucunda adıgeçen partiden kanunen belirlenen ülke barajını geçip
milletvekili seçilmiş olsaydı, seçilen milletvekili veya milletvekillerinin
mazbatasının iptalinden söz edilebilirdi. Şu hale göre, 2839 sayılı
Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesi ile belirlenen ülke barajını
geçemeyen ve partisinden milletvekili seçilmeyen Demokratik Halk Partisinin 03
Kasım 2002 Pazar günü yapılan Milletvekili Genel Seçiminin sonuçlarındaki konumuna göre de seçimlerin iptalinden söz
edilemez.
Nihayet, Yüksek Seçim Kurulu; adayların seçimden
önceki dönemde seçilme yeterliğini kaybettiğini saptadığında, 298 sayılı
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 130 uncu
maddesinde sayılan tam kanunsuzluk sebeplerine dayanarak milletvekilliği
mazbatasını iptal etmektedir. Nitekim Bahattin ŞEKER’in seçim tarihinde milletvekili seçilme koşullarını
taşımadığı anlaşıldığından, tutanağının iptalinde bu kanun hükmü gözönünde bulundurulmuş ve ülke barajında değişiklik
yapılmamıştır. Olayımızda böyle bir durumda sözkonusu
değildir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle, siyasi partiler,
milletvekili adayları ile özel ve tüzel kişiler tarafından yapılan itiraz, şikayet ve olağanüstü itirazların gerek usul ve gerekse esas
bakımından ret edilmesi gerektiği düşüncesindeyim.